< a k a r a c ı - Blogcu






matin




güzel uğurlamaların,
hesabı vardır, bitmemiş,
güzel dönüşlere dair ..

dağınık takvim

bir adam
kaldırıma oturmuş

takvim yapraklarını
birer birer yırtıp
sonra yakıyordu
oturup
bir sigara tellendirmeyi istedim onunla
ama boğazım hiç cahilce öksürmedi hayata
belli ki o da cahil kalmıştı,
hayatın bir acısına..

kumbara

bu merhabalar kimin böyle
birikmiş kaçışmalarda
kilidi kaybolmuş bir kumbarada..


dendi´

keskin olmasın hayalleriniz,
bir müddet sonra
gerçeklerinizi keser..

her biz, kim neyse


dağınık
sonbahar yürüyor diye
arkasını topluyorum ben de

her şey,
hiçbir şey olmamış gibi

ve ne kalırmış ki,
gidince sen
ben ardını süpürünce

herkes,
ben hiç olmamışım gibi

bir yaz sonu
sahnemiz yıkılmış
perde ardında biziz vurulmuş

her yol,
sen gitmişsin gibi.

dendi´

ve bir gün dostum mikis,
yeniden bir tavla atar,
ikimiz de yeniliriz..

~ livaneli ve theodorakis
'e saygılar, çağlar'a sevgiler.

istan'bulkarayı.

                                     

ben bu gün olsaydım,
istanbul'a doğmaz,
kaçardım.

rüzgarına bile tutulmaz,
adını nerede duysam kurur, kalırdım.

susuz kalsa, benden beter olsa,
damla gözyaşımı akıtmazdım.


~ bir şehir bu kadar gidilmez.

denecek´

dünya öyle tam ki kendine,
öyle eksik ki herkese
insan hep eksik kalıyor
tamamlanıyor yine kendiyle
kendi kendine
konuşuyor
ya da şarkı söylüyor
kendine,
bulmak için
kaybettiğinde
kaybettiklerine ..

alamasam kendimi


                  

hatırlamak istiyorsanız, çok olun
çok üşüyün ya da çok terleyin
 
    o zaman hatırlarsınız
        her durgun soğukta
          ısındığınız onları
     
her sıcak fısıldamada
serinlediğiniz anları..

~ gerek yok yormaya

bir miyiz



v
e ışıkları da söndürüyorum,
son olarak ..
birbirimizin yalnızlığını görmeyelim diye


~ aynaya bakmak o kadar çirkin ki
bu çirkin dünyada ..

 

( Ariya ! ][