parmak uçlarında pas
(iyi ki) berk :ölü doğumlara alışığım uzun süredir , lakin hiç gelmezdi hatrıma cılız radyum ışınının beni (u)mutlandırması.
sarı benzini üşüyen ellerini getiriyorum aklıma , sepya tonlarında varolma mücadelesi veren bir fotoğrafı izler gibi izliyorum geçmişi...şimdi cigara tutturuyorum parmaklarıma , parmaklarının arasında kaybettirmek varken...adımları unutmuşum son valsin , ritm çok uzak lakin beklemekte bizi orda kör kemancı ve aç kedisi..
ve ben :
çok zor,
silmek, cesaret edemeyip,
ağzımda, bedenimde es -kesik yol çizgisi- tadı bırakmak,
gaza basıp,
şerit gibi görememek, bağlayamamak uçuca o yol çizgilerini
esememek
ve damlayamamak,
boğamamak akıp,
zor...
silememek, dizinde, ayağındaki pası
kulaç atıp sepya resimdeki duvar kağıtlarına gözlerimle,
tüm öfkeni, terini, tuzunu itememek,
zor ..
pes etmeye,
-derin bir nefes alarak, yorulmuş hissederek-
uyumaya kendinden geçip
bir gıdım kala, -ooff!- demiştim ya
bağdaş kuralım ya da uzanalım,
her şeyi bekleyelim.
biliyorum ki, her şey de beni, bakışlarımı bekliyor.
-kötünün sırtı, en pürüzsüz yanı-
kandırmak beni, çok zor.
berk : bugünün yarına gürül gürül aktığından bahseden bir dünya mı damlayamıyor çorak topraklara .. cenneti vaadetmiyorum bilesin-bilirsin-.bir vaha olabilirim diyorum sadece bakışlarınla hayat bulmuş , bir serap olabilirim sana geçmişin-bugünün ve geleceğin sıcaklığında..lakin topaldır hayallerim artık , bir de şu acı pas tadı... ey kemancı ! berbat öksürüğe tutulan pis kedin değil ! cigarayla ciğerini sızlatan ademindir bu bozuk melodi... çal be kör kemancı , görerek çal onu görerek çal onun için çal çalınacak bir nefes kalmadı bende sen , onun için çal.. ve ben : çalsa da kemancı, ve gerilse de etrafındaki her şey aslında yokmuş gibi kedi, içimdeki korku adımlarımı zayıf kılacak. ve ben kumaşlarımı toplayıp, parmak ucumda, dikkatim saçlarımın nasıl durduğunda. sonunda cesaret edip, adım .. çalayazmadan kemancı, bekle, dinle gün biter, olduğun yerde! ekmediğin bir gün ve gün beter, biçilmeyecek biçimde .. dikkatimi ağaçlara, saçlarıma dalgalanmak için yer bırakmayan dallara, yapraklarına veriyorum şimdi eteğimin kumaşını, parmak uçlarımı rahat bırakıp tüm adeletimi tabanlarımda hissedip, eşit sağlam basıyorum. umut etme, gölgemde rüzgar yok artık. ve şimdi daha iyiyi ağırlıyorum. ~ berk'e, en heybetliye, ilhamıma teşekkür ederim, mısralarının arasına mısramı iliştirmeme izin verdiği için .. |

berk : 
Velhasıl: uçlar da
" Hayır, kesinlikle! Onu parmak uçlarına kadar yeniden tasvire kâdiriz! "
kitap'tan
Ağlantı´´
Velhasıl: ***
aç koynunu
kim gelmiş
yalnızlık sana;
dün elinde bir demet çiçekle?
kremtluin
Ağlantı´´