< a k a r a c ı - Blogcu - Sayfa 3






ankara'ya uçamaz kuş


ankara'ya aşık olmak da zor be iki gözüm,
sana istediklerini, hayallerini
tam olarak veremez
şekil alamaz çünkü..

kurudur çoğu kez karlı
   ya da soğuktur
       dondan beter
             üşür,
çünkü şekil alamaz,
  kurudur,
denizi yoktur, mayalanamaz,
    dökemez içini,
          kaskatı kesilir,
     yalnızlığından
kızgınlığından
ankara'ya aşık olmak da
böyle zordur işte iki gözüm .

≈ aşk şeklini kaybetmektir
"ankara'da aşık olmak"

denecek´

rahata kavuşunca,

"off"lamaya vakti artıyor insanın ..

 

***

 

biz yarışmaları dahi,

okuyarak kazanacağını düşünen bir nesildik.

 

*mesajın avama aiti.

zapt



nefesim yanında nefesin

yanım yanında yanın yok
yok olmaya bu kadar müsait iken sen
benle alakadar hiçbir anın yok

olmayacak
bu yol dar
bu yola gönül verenlerin
düşleri kanar

müzik edilmiş bir yaprak bile atar
o yolun kenarına beni
bir rüzgar eşeler
bir halat bu
ruhumun büyüklüğünde
boğar beni .

ama yol vaktime de
varlığıma da
dar,
yol bana sapar ..

*fransa, ilaç mıdır
ya da gökyüzüne argümanını değiştirmek?

tepe



mezarım öldüğüm yerdir elbet

dua edecek olanın ilgisine

tüm cihandır mezarım hatta kainat
üşenenin ilgisine

ölünün olduğu yer midir mezar
yoksa sınırları belli toprak bir ev midir,
beden perhizi

beni mezarlığa ölü etmeyin
ölüler soğuk olur, kuvvetle muhtemel kanım donar, üşürüm

sürekli öldüğümü hatırlamaktan korkarım,
işin aslı
ruhundan sürülmüş bedenlerin içinde
kendi ölümden bile korkarım!

*hiç farketmez, herhangi bir tepe.

..temmim bil hayr


haysiyetsizin tükürme yüzüne, zira
olur bu çölde ırmak arayan bir damla

*bil ki, güneş yaktığı için hiçbir zaman suçlu olmaz
dileğim ki,
gözyaşının bile kuraklığa yenileceği,
yaşlandıkça hızlanan,
insanın yaşadıkça yavaşladığı,
yelkovan ve akrep
akıbetinin bilinmediği şu dünyada:

bir ağaç olsun gölgesinde olduğun,
betondan bir örgü değil
ve bir bebeğin tükürük bezlerine mağdur ol
bir kendin bilmezin gözyaşından pak!

kes ucu



ben yalanları ikimiz için söylüyordum
onlar bizim oldukça
biz gerçeğe eriyorduk.
civarımız inkar edercesine
yalan diyordu.

unuturcasına
bahsedecek gerçeklerimizin olmayışını
yalancı oluyorduk

siyahsız bir dünyadaki
beyaz
ya da tam aksi neyse
bizim gerçeğe ulaşmak için söylediğimiz bu yalanlar da
buna mukabil
gerçeklerimizin olmadığı bu dünyada
bizi düşbaz yapıyordu.

*uçurum bilsin ki,
bir deli ipin ucunu kesti. (:

ışık cızırtısı



her şey bu kadar mı?
evet.
biter her şey..
ölünce yahut yaşarken

yaşarken bitenler
çekmece ses ve sayısını artırır
başucumda,
hemen yanıdibimde
ezan sesi gibi,
olmuşa, bitmişe kapaklanma sesleri ..

ışık cızırtısı

öldürmeden mi bitirmeli yoksa
bitirirken az sonra kapanacak bir kuyuya mı yitirmeli

var mı olmalı ille
bu yükseltisiz cızırtı
bozuk olan en iyi ses ..

uğraşmasak da düşse yere kutu
içinden en umulmamış anda
bir ışık cızlasa
ya da çekse bin ekrandan biri
hayatının milyon kanalından sadece biri
hem de
en tabiatiyle gri

dersimizin sonucu
uğraşmasak,
masak da saklandıkları yerden
sakladıklarını sunsalar.

evet.

* "aşk yeşerecek,
başka bahara".

ışık alışık aşka



saat beni geçeli çok olmuş

geceye çöreklenmişim ..
"vakit tamam" diyor şarkı
ve saat ölü doğuyor
bir başka uzaklığa
ilave ediyor kendini
geceden ..

ve her kımıldanış
değil elimdeki
değil bedenimdeki
değil bendeki
her kımıldama yanlısı hareket bile
kainatta
hatırlatıyor seni

avunuyorum her zaman ki gibi
hatırlıyorsan unutmuşsun demektir

her şey düşünün altından çıkıyor,
insan düşününce seni,
her şeyi düşünmüş oluyor,
içteki

güçlü olman, diyorum
sade adına bahis değil
, görüyorum ki
her aşkı sevdiğimde sende
denk geldiğim bir anda, zatına
farketmiyor,
sesinin silüeti kalmışken yanağımda
geçmişken sen hızlıca
hiç farketmiyor

herhangi bir şekilde var isen
ve zaten yok iken bende sen
bende hiçbir şey var olamıyorken

işte sen,
düşlenince,
bende

sıkıca çekiyorsun beni,
sonrası küm kem ..

*vakit tamam değil geç
bu şiir için,
29'10'07.

içimde nota var



içimde nota var

kocaman
gördüm bir zaman
ve kaçtım çoktan

içimdeki nota durmadan var
kandırır gibi beni
sahiplenir içimdeki
gaip her şeyi

seslenip ara ara delirtiyor beni
kağıt kalem yoksa yanımda
ele güne çalınıp, rezil ediyor beni

ne yalan söyleyeyim içimde nota var
ara ara si ara ara do,
bacakları kırık bir piano
küllerine ayrılmış bir soprano
seslendirmek için
farksız

senli başka sensiz başka
tüm insan hatlarında
bazen hazmı zor bir anda
deli ediyor beni ..

var ama.

denecek´

her yerde olması olağan olmalı bir ağacın,

gökyüzü kadar ..

( Ariya ! ][ Aganta ! )